9.03.2022 13:10:00

Şanlıurfa

Şanlıurfa

ŞANLIURFA

 

Dünyada peygamberler şehri ünvanına sahip tek yer olan bu özel coğrafya ülkemizde mutlaka ziyaret edilmesi gereken şehirlerin başında geliyor. Her yıl yerli ve yabancı birçok turisti hazırlayan bu şehir peygamberlerin atası olarak bilinen Hz. İbrahim’in de doğduğu şehirdir.

 

 

ŞANLIURFA NASIL BİR YER?

 

Mezopotamya bölgesinin verimli toprakları arasında binlerce yıldan günümüze kadar gelen bu kadim şehir her köşesinde binlerce güzelliği barındırıyor. Aynı anda kayalara oyulmuş yaşam alanları ile ortaçağın kalkerli şehirlerine ve günümüzdeki yapılara kadar adeta bir mozaik burası. Tarihin en eski dönemlerinden bugüne kadarki her anın izlerinin bulunduğu dünyadaki tek şehir burasıdır. Baharat kokulu çarşıları, kalabalık dar sokakları ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız bir şehir hayal edin. 

 

 

ŞANLIURFA’DA GEZİLECEK YERLER

 

BALIKLI GÖL

 

Şanlıurfa denilince akla gelen ilk yer bir süredir Göbeklitepe olsa da ilk ziyaret edilen yer her zaman Balıklı Göl olmaktadır. Şehrin binlerce yıldır merkezi olan bu göl rivayete göre  Hz. İbrahim’in ateşe atılması sonrasında oluşmuş ve onu kurtarmıştır. Gölde bulunan balıklar ise o ateşin odunları olarak dönüşüme uğramıştır. Kalker taşından inşa edilmiş sade fakat insanın içini dolduran mimarisi ile her kesimden ve milletten insanın aklında kalmaktadır. 

 

 

Göl ve çevresi ayrı bir yaşam alanıdır. Bölgede başka havuzlar ve yürüyüş yapılacak bir park bulunmaktadır. Size türkü söylemek isteyen çocuklar ve özellikle kalabalık gelmiş Arap turistlerin arasında geçecek oldukça canlı bir bölgede geziyor olacağınızı önceden bilmeniz gerekiyor. Bu bölge hemen yanındaki çarşı, arkasındaki Ayn-ı Zeliha Parkı ve heybetli Rizvaniye camii ile zenginleşmektedir.

 


 

ULU CAMİİ

 

Şanlıurfa’da az bilinen ama çok önemli bir şeye ev sahipliği yapan bir camiidir burası. Ulu camii içerisinde bir kuyu bulunur. Bu kuyu Hz. İsa’nın mendilinin saklandığı yerdir. Bu camiinin girişinde ilk olarak karşınıza güneş saati bulunuyor. Oldukça eski dönemlerden kalma olan bu saat eskiden buradaki kilisenin bahçesindeymiş. Bugün camiye dönüştürülmüş olan kiliseye yapılan ekler ile oldukça geniş bir alana yayılmış. 

 

 

Mendilin hikayesi ise şöyle; “Eski adı Edessa olan Urfa’nın o dönemki kralı cüzzam hastalığına yakalanır. Hz. İsa’nın her hastalığı iyileştirdiğini duymuş olan kral Şam’a haber yollayıp kendisini şehre davet etmiş. Hatta yahudilerin zulmünü bırak burada benimle özgürce yaşa demiş. Fakat Hz. İsa kendisi gelmek yerine mendilini krala göndermiş. Kral bu mendili yüzüne sürünce tamamen iyileşmiş. Kraldan sonra bölgede korunan mendil haçlıların eline geçmesin diye bu kuyuya atılmış. Uzun yıllar boyunca bulunamayan mendilin ise bir söylentiye göre bugün Vatikan’da olduğu düşünülmektedir.


 

GÖBEKLİTEPE

 

Bugün bilinen tarihin en eski yerleşim noktası olan Göbeklitepe günümüzden tam 12.000 yıl öncesine gidiyor. Göbeklitepe’nin keşfi öncesi bilinen en eski insan izleri İngiltere’deki Stonehenge’e aitti. Stonehenge’den yaklaşık 7000 yıl daha öncesine dayanmaktadır. Çığır açan bu keşif sayesinde tarihe dair birçok bilginin yanlışlanması da beraberinde gelmiştir.

 

 

Göbeklitepe’nin keşif hikayesi ise 1986 yılında tarlasını sürmekte olan Şafak Yıldız’ın farklı bir taşa denk gelip bunu müze müdürlüğüne götürmesi ile başlıyor. Tarih öğretmeni olan müze müdürü ise önemsiz bulup arşive kaldırıyor. 1992 yılında başka bir noktada kazı yapan Alman arkeolog Klaus Schmidt taşı müze arşivinde farkedip bilgi alamayınca yaşını test ettiriyor. Taşın yaklaşık 12 bin yıllık olduğunu fark edince hemen bölgeye gidip çalışma başlatıyor. Sonra ise Göbeklitepe ve çevresi bulunuyor.

 

 

Bölgede oldukça geniş bir alana yayılmış benzer yapılar keşfediliyor. 20 parçaya ayrılmış bölgenin geçen 30 yılda yalnızca 4 bölümü çıkarılmış durumda. Geri kalanlarından ise daha neler çıkacağı bilinmiyor. Bölgenin nasıl korunduğu ise oldukça ilginç bir davranışa götürüyor bizi. Buradaki yapılar korunmak maksadıyla onlara zarar vermeyecek bir toprakla bilinçli olarak örtülmüş. 

 

 

Göbeklitepe’de ne bulundu diyorsanız oldukça ilginç mimarlık ve mühendis bilgisine sahip bir toplumun eserlerine ve bu eserler üzerinde birçok şekle ulaşıldı. Bu şekillerin bir dini ritüel olduğu tahmin edilmekte. Bölgede daha sonra yaşamış olan topluluklardaki ile karşılaştırmalardan yola çıkılarak ulaşılan bu bilgi de henüz net değil. Bölgenin diğer kısımlarındaki kazılar ise devam etmekte. 

 

 

ŞANLIURFA ARKEOLOJİ MÜZESİ 

 

Şanlıurfa’daki tarih dokusunun bir arada görülebileceği bu önemli müzesi aynı zamanda ülkemizdeki en büyük müzelerden biridir. Güneydoğunun tarihine ışık tutan bu müze şehir merkezinde bulunuyor. 1969 yılında ilk olarak ziyarete açılan müze Arkeopark projesiyle 2015 yılında bugünkü haline getirilmiştir. Müzenin en önemli eserleri ise Göbeklitepe’den çıkarılan eserlerin sergilendiği kısımdır. 

 

 

Müzenin en meşhur eserlerinden biri de Neolitik çağdan günümüze kadar gelmiş olan Balıklı Göl heykelidir. Bu heykel M.Ö 9800-7000 yılları arasına tarihlenen bu eser insanlık tarihinin en eski heykeli unvanına sahip. Diğer önemli eser ise M.Ö. 8000 yılına tarihlendirilen Göbeklitepe totemidir. Üçüncü en önemli eser ise yine aynı döneme denk gelen ve üzerinden dans tasvirleri bulunan taştan yapılmış bir tastır. Bu ve benzeri birçok eseri bulabileceğiniz bu kıymetli müzeye müzekart ile giriş yapabilir veya 25 liraya bilet alabilirsiniz. Bu bilet ile aşağıda anlatacağımız Haleplibahçe Mozaik Müzesini de gezebilirsiniz.

 

 

HALEPLİBAHÇE MOZAİK MÜZESİ

 

Ülkemizin en önemli mozaik parçalarına ev sahipliği yapan bu müze Şanlıurfa şehir merkezinde Balıklı Göl’ün oldukça yakınında yer alıyor. Müzedeki eserler şehrin eski adının geldiği Edessa Antik Şehrinden geliyor. M.S. 6. yüzyıla kadar bölgede hüküm sürmüş olan Edessa Roma’ya bağlı bir şehirdi. Bu şehirdeki yapılardan çıkarılan mozaikler ise müze içerisinde bir araya getirildi. Baştan sonra birbirinden güzel mozaikleri bir arada görebileceğiniz müzeye müzekartınız ile veya Arkeoloji müzesinde de kullanabileceğiniz 25 liralık bile girebilmektesiniz.



 

ŞANLIURFA’DA BULUNAN İMKANLAR

 

Ülkemizin en büyük turizm potansiyeline sahip şehirlerinden biri olan Şanlıurfa gelen misafirlerine ev sahipliği yapabilmek adına oldukça fazla konaklama alternatifine sahip. Bu noktalar her keseye uygun şekillerde bulunabiliyor. Pansiyonlardan, konaklara, lüks otellerden, lüks konaklara kadar birçok oteli şehrin çeşitli noktalarında bulabiliyorsunuz. 



 

Şehrin diğer imkanları ise büyükşehrin geneline yayılmış durumda. Gelişmiş ulaşım ağı ile toplu taşıma ile şehirde gidemeyeceğiniz nokta bulunmuyor. Bunlara ek olarak alışveriş konusunda binlerce yıllık ticaret şehri olmasının hakkını veren hanlarında her türlü ürünü kolayca bulabiliyorsunuz.

 

 

ŞANLIURFA’DA NE YENİR?

 

Şanlıurfa denilince yemek olarak ilk gelen şey elbette ciğer olacaktır. Birçok ilçesinde de en lezzetli versiyonlarını yiyebileceğiniz ciğercilerin birçoğu Gümrük Hanı ve çevresinde bulunuyor. Ülkemizde yiyebileceğiniz en lezzetli ciğerleri burada bulabiliyorsunuz. Ciğerin dışında bölgede her türlü et türünü de tadabiliyorsunuz. Şehirde tatlı olarak da en çok kadayıf, künefe çeşitleri ve “Şıllık” adı verilen şerbetli, fıstıklı bir krep olarak düşünebilirsiniz. Hafif ve farklı bir tat denemek isterseniz mutlaka denemenizi tavsiye ederiz.

 

 

ŞANLIURFA’YA NASIL GİDİLİR?

 

Şanlıurfa’ya karayolu ile gitmek isterseniz doğudan ve batıdan şehre direk gelen otoyolları kullanabilirsiniz. Bölgeye Edirne’den uzanan bir otoban bulunmaktadır. Buradan sonraki noktalara ise duble yollarla ulaşabiliyorsunuz. 

 

Şehre havayolu ile gelmek için de şehir merkezinin 35 kilometre kuzeyindeki GAP havalimanını kullanabilirsiniz. Havalimanından şehir merkezine giden servislerle yada araç kiralayıp kolayca şehre ulaşabilirsiniz.

 

 
Yorum Yap
Ad Soyad
E-Posta
Telefon
Mesaj
Doğrulama kodu : 600
WhatsApp Destek!
Lütfen İletişime Geçmek İstediğiniz Müşteri Temsilcisini Seçiniz