6.12.2021 14:45:00

Antalya'nın Gözdesi

Antalya'nın Gözdesi

MANAVGAT

 

Ülkemizdeki en büyük turizm merkezi neresi diye sorulduğunda akla ilk gelen yerlerden biri Manavgat olmamasına rağmen misafir ağırlamada ilk sırada yer almakta. Türkiye’deki turizm bölgeleri arasında en yüksek yatak kapasitesine sahip olan Manavgat birbirinden güzel sahilleri ve, beldeleri ve doğal güzellikleri ile eşsiz bir yer. 

 

MANAVGAT’TA GEZİLECEK YERLER

 

MANAVGAT ŞELALESİ

 

Ülkemizin en meşhur şelalerinden biri olan Manavgat şelalesi aynı isimdeki nehrin üzerinde bulunuyor. Dökülme yüksekliği oldukça kısa  olmasına rağmen, güçlü debisi, hilal şekli ve turkuaz suyu ziyaretçileri mest etmeye yetiyor. Şehrin yaklaşık 4 km kuzeyine doğru yol aldığınızda şelaleye hızlıca ulaşabiliyorsunuz. 

 

Şelaleye gitmek için toplu taşıma da bulmak oldukça kolay. Şelaleye ulaştıktan sonra 10 lira gibi bir giriş ücreti ödemeniz gerekiyor. Giriş yaptıktan sonra karşınıza hediyelik eşyaların bulunduğu küçük 5-6 sergilik çarşı çıkıyor. Çarşıyı birkaç adımda geçtikten sonra şelalenin önüne ulaşmış oluyorsunuz. Yaz günü bile üşüme hissi veren soğukluğuyla çağlayan şelaleyi görmek Manavgattaki en özel deneyiminiz oluyor.

 

 

SİDE ANTİK KENTİ

 

Manavgat denildiğinde akla gelen ikinci yer ise Side Antik Kenti oluyor. Günümüz şehriyle iç içe geçmiş yapısı, tarihi ve kalıntılarının ihtişamı görenleri hemen içine çekiyor. Manavgat’ın bir mahallesi olan Side, şehir merkezinin 5 km aşağısında yer alıyor. Antik kent bölgesinin merkezi oluşturduğu Side özellikle batı ve yukarı kısmında oldukça büyük bir otel alanına sahip.

 

 

Şehre indiğinizde ilk olarak çevrenizde eski yerleşimlerden kalan odacıkları görüyor ve ardından eski bir giriş kapısının altında geçiyorsunuz. Vespanius çeşmesine bir selam verdikten son yolunuz şehrin çarşısına ulaşıyor. Buraya ulaştıktan sonra antik şehri ve günümüz çarşısını gezmeye yürüyerek devam etmeniz gerekiyor.

 



 

En çok ziyaret edilen noktalardan biri ilk olarak antik tiyatro oluyor. Side kentini gezerken tiyatro hariç her yeri ücretsiz gezebiliyorsunuz fakat tiyatro bunun dışında tutuluyor. Giriş ücreti de 55 lira fakat müzekartınız var ise ücretsiz girebiliyorsunuz. 

 



 

Tiyatroyu gezdikten sonra geziye devam ettiğinizde patikaları takip etmeniz gerekiyor. Side şehrinin alanı öylesine geniş ki burada hatrı sayılır bir çalışma ve düzenleme halen yapılmamış. Yolunuza devam ettiğinizde Agora’ya çıkıyorsunuz. Agorayı da geçtikten sonra deniz kıyısında duran ünlü Apollon tapınağına ulaşıyorsunuz. Tapınağın çevresinde devam eden çalışmalar göreceksiniz. Bu çalışmalar tamamlandığında bölgedeki eski yapı restorasyonla geri kazandırılmış olacak. Umuyoruz ki başarılı bir restorasyon olur.

 


 

SELEUKEİA ANTİK KENTİ

Türkiye’de en çok kahverengi tabelanın olduğu şehirlerden biri olan Antalya’da, tabelası görülüp en az gidilen şehirlerden birisi de Seleukeia Antik Kenti. Burası Side’nin beslenmesi için yapılan su kemerlerinin en yukarı kısmında bulunan ayrı bir şehir olarak karşımıza çıkıyor. Meydanları, bulvarları ve agorasıyla tam manasıyla bir şehir bulunuyor. 

 

 

Her şey iyi güzel olmasına karşın bu şehirle temizlik ve düzenleme açısından ilgi hiç yok. İçerisinde otlar ve sarmaşıklar büyümüş olan şehrin girişinde herhangi bir kulübe dahi yok. Memlekette antik kent bolluğu o kadar fazla ki artık kaderine bıraktıklarımız bile var. Ana yoldan tabelayı verdikten sonra burası ile hiç ilgilenilmemiş. Daha acı bir şey söylemek gerekirse geçtiğimiz yaz ki yangınlarda alevler buraya da gelmiş. Yangın sonrası kontrole gidemedik fakat yerli halktan bu bilgiyi aldık. Böylesi özel bir alan ne yazık ki kaderine teslim edilmiş halde.

 

 

TİTREYEN GÖL

 

Manavgat şehri merkezinin 5 kilometre kadar güneyinde bir göl bulunuyor. Çevre düzenlemesi ve temizlenmesi ile eskiden kötü bir yer olan göl güzel bir ziyaret alanına çevrilmiş durumda. Gölün özelliği yıl boyunca hareketsiz olması. Kendi halinde sessiz ve hareketsiz gölde fark edebileceğiniz en fazla hareket ince bir titreşim gibi olduğundan bu adı almış. Göl için söylenen bir efsane olsa da oldukça yeni ve kabul görmemiş olduğu için sizler sadece sakinliğe odaklanabilirsiniz.

 

 

MANAVGAT BOĞAZI

 

Şehrin tam ortasından geçen Manavgat nehri son bir menderes oluşturup yavaşlayarak sakince Akdeniz’e dökülüyor. Yerlilerin Manavgat boğazı dediği noktada yaklaşık 15 metre genişliğinde bir noktadan nehir denize ulaşıyor. Bu bölgenin özelliği ise artık şehrin sonu olması fakat sakin ve otellerden uzak bir sahile sahip olması. Bu bölge, şehre gelen karavan ve çadırcıların geldiği bir nokta. Titreyen gölü geçtikten sonra son otelleri geçtiğinizde yolun sonu geliyor ve kuma dönüyor. Araçlar bu sertleşmiş kumda ilerleyerek kendine bir yer buluyor ve konaklıyorlar.

 

 

MANAVGAT’TA İMKANLAR

 

Manavgat ilk başta dediğimiz gibi ülkemizde turizm potansiyeli en büyük yerimiz. Bu sebeple bu şehirde bulamayacağınız hiçbir şey yok. Şehrin içerisinde her türlü restoranlardan, kafelere, her bütçeye uygun otellere, süpermarketlere ve avmlere çok kısa süreler içerisinde ulaşabiliyorsunuz. Şehir içindeki ulaşım ise her yöne doğru çeşitli bir şekilde akmakta. Bu şehirde ulaşım gayet kolay olsa da yaz zamanı nüfus sebebiyle trafik yaşanması da kaçınılmaz oluyor. Yerli nüfusu en yüksek turizm şehirlerinden biri olan şehrin yaz popülasyonu 1 milyonu geçmekte.

 

Manavgat’ta tatilinizi renklendirmek isterseniz de yine birbirinden zengin yelpazede aktivitelere katılabilmektesiniz. En popüler aktiviteler tekne turları ve safariler olmakta. Bunlara ek olarak çevre bölgelerdeki turistik bölgelere günübirlik turlar da düzenlenmekte.

 

Yorum Yap
Ad Soyad
E-Posta
Telefon
Mesaj
Doğrulama kodu : 3559
WhatsApp Destek!
Lütfen İletişime Geçmek İstediğiniz Müşteri Temsilcisini Seçiniz